Erkeğin Boşanma Davası Açması Halinde Hakları Nelerdir

Evlilik birliğinin temelden sarsılması veya özel boşanma sebepleriyle evliliğin sona erdirilmesi sürecinde, davayı kimin açtığı hukuki sonuçlar açısından sıkça merak edilen bir konudur. Toplumda genellikle davayı açan tarafın dezavantajlı olduğu gibi yanlış algılar bulunmaktadır. Oysa Türk Medeni Kanunu’na göre cinsiyetin boşanma sürecinde hiçbir ayrıcalığı veya dezavantajı yoktur. Erkeğin boşanma davası açması, tıpkı kadının dava açması gibi en temel yasal haklardan biridir ve davanın seyri tamamen tarafların kusur durumuna ve sundukları hukuka uygun delillere bağlıdır.

Erkek Boşanma Davası Açarsa Ne Olur?

Evlilik birliğini sonlandırmak isteyen bir erkek, kanunda belirtilen genel (şiddetli geçimsizlik vb.) veya özel (zina, hayata kast, terk vb.) boşanma sebeplerine dayanarak yetkili Aile Mahkemesi’ne başvurabilir. Erkek boşanma davası açarsa ne olur sorusunun en temel cevabı, hukuki sürecin resmen başlaması ve iddia sahibinin ispat yükümlülüğünü üstlenmesidir.

Türk hukuk sisteminde boşanma davaları “kusur ilkesi” çerçevesinde görülür. Yani hakimin boşanma kararı verebilmesi için, davalı konumundaki eşin evliliğin bitmesinde kusurlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Boşanma davasını erkek açarsa, mahkeme doğrudan onu haksız, kusurlu veya yükümlü saymaz. Yalnızca, dilekçesinde belirttiği iddiaları tanık beyanları, resmi belgeler, uzman raporları veya hukuka uygun diğer delillerle desteklemesi beklenir.

Boşanma Davasında Erkek Nasıl Haklı Olur?

Boşanma davalarında “haklılık” veya “haksızlık” kavramı, cinsiyete göre değil, evlilik birliğinin sarsılmasındaki kusur oranına göre mahkeme tarafından belirlenir. Boşanma davasında erkek nasıl haklı olur sorusunun yanıtı, doğru hukuki adımların atılması ve davanın sağlam temellere dayandırılmasından geçer.

Örneğin; eşinin evi haklı bir sebep olmaksızın terk ettiğini, sadakatsizlik yaptığını, onur kırıcı davranışlarda bulunduğunu veya evlilik yükümlülüklerini ağır şekilde ihmal ettiğini ispatlayan bir erkek, mahkeme nezdinde haklı (veya daha az kusurlu) taraf olarak kabul edilebilir. Haklı taraf olmak, mal paylaşımı, tazminat ve nafaka gibi evliliğin mali sonuçlarında erkeğin durumunu koruması açısından kritik bir öneme sahiptir. Eşit kusur durumunda da mahkeme boşanmaya hükmedebilir, ancak bu durum maddi taleplerin reddedilmesine veya kısıtlanmasına yol açabilir.

Erkeğin Boşanma Davası Açması Durumunda Temel Hakları

Yasalar önünde kadın ve erkek eşittir. Bu nedenle erkek boşanma davası açarsa hakları nelerdir konusu, kadının haklarıyla birebir aynı hukuki düzleme sahiptir. Süreci başlatan erkek, kusur durumuna ve taleplerine bağlı olarak aşağıdaki haklarını kullanabilir:

Velayet Hakkı

Çocukların velayetinin kime verileceği konusunda Aile Mahkemesi’nin dikkate aldığı yegane kıstas “çocuğun üstün yararı”dır. Toplumdaki genel kanının aksine, velayet otomatik veya kesin olarak anneye verilmez. Eğer annenin çocuğun fiziksel, zihinsel, ahlaki gelişimini olumsuz etkileyecek yaşam tarzı veya davranışları varsa (örneğin çocuğa şiddet uygulama, ağır ihmal, madde bağımlılığı), velayet babaya verilebilir. Babalar da çocuklarının velayetini talep etme konusunda tam, eşit ve meşru bir hakka sahiptir.

Nafaka Talep Etme Hakkı

Nafaka, yalnızca kadınlara tanınan pozitif bir ayrıcalık değildir. Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak yoksulluk nafakası talep edebilir. Eğer erkek maddi olarak zor duruma düşecekse ve kadının maddi durumu erkeğe göre daha iyiyse, erkek de yoksulluk nafakası alabilir. Ayrıca, çocukların velayeti babaya verilirse, anne de çocukların bakım ve eğitim giderlerine maddi gücü oranında “iştirak nafakası” ödeyerek katılmak zorundadır.

Maddi ve Manevi Tazminat

Erkeğin boşanma davası açması ve hukuki süreçte eşinin kendisinden daha kusurlu olduğunu kanıtlaması durumunda tazminat hakkı doğar. Evliliğin bitmesi nedeniyle mevcut veya beklenen maddi menfaatleri zedelenen erkek maddi tazminat talep edebilir. Benzer şekilde, eşinin ağır kusurlu davranışları (örneğin aldatma, toplum içinde küçük düşürme, hakaret) nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan erkek manevi tazminat da isteyebilir.

Mal Paylaşımı Hakkı

Evlilik süresince edinilen malların paylaşımı, yasal mal rejimi olan “edinilmiş mallara katılma rejimi” kapsamında yapılır. Davayı kimin açtığından bağımsız olarak, evlilik içinde birikimle elde edilen mallar üzerinde erkeğin yasal hakkı (katılma alacağı) bulunmaktadır. Kişisel mallar (miras yoluyla kalanlar, evlenmeden önce sahip olunanlar) ise mal paylaşımına dahil edilmez ve erkeğin mülkiyetinde kalmaya devam eder.

Boşanmak İsteyen Erkek Neden Dava Açmaz?

Bazen evliliğini bitirmekte kararlı olan erkeklerin hukuki süreci bizzat başlatmaktan imtina ettiği görülür. Boşanmak isteyen erkek neden dava açmaz sorusunun arkasında genellikle psikolojik, stratejik veya ekonomik nedenler yatar.

Davasını ispatlayacak yeterli hukuki delili olmadığını düşünen taraf, davanın reddedilme ihtimaline (ve reddedildikten sonra geçmesi gereken 3 yıllık yasal bekleme süresine) karşı karşı tarafın dava açmasını beklemeyi tercih edebilir. İkinci olarak; asılsız veya yüksek nafaka, tazminat talepleriyle karşılaşma endişesi dava açma sürecini geciktirebilir. Son olarak, çekişmeli ve yıpratıcı bir yargılama süreci yerine, eşiyle “anlaşmalı boşanma” zemini oluşturmak isteyen erkekler, protokol şartlarında uzlaşana kadar resmi davayı açmamayı tercih edebilmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Erkek nasıl boşanır?

Erkek nasıl boşanır sorusunun yasal prosedürü herkes için standarttır. Taraflar, evliliğin en az bir yıl sürmüş olması şartıyla tüm hukuki ve mali konularda (velayet, nafaka, mal paylaşımı) uzlaşarak “anlaşmalı boşanma” yoluyla tek celsede boşanabilirler. Eğer taraflar arasında anlaşma sağlanamazsa, erkek Aile Mahkemesi’nde “çekişmeli boşanma” davası açarak evlilik birliğinin temelden sarsıldığını delillerle kanıtlayıp boşanabilir.

Boşanma davasını erkek açarsa dezavantajlı duruma düşer mi?

Hayır, Türk hukukunda davayı önce açmanın kişiyi haksız veya dezavantajlı duruma düşüreceğine dair bir kural yoktur. Önemli olan husus, dilekçede öne sürülen iddiaların ispatlanabilirliğidir.

Yazar: Av. Efehan Mihai Erginer – İzmir Barosu Sicil No: 20373

Yasal Uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hukuki danışmanlık veya mütalaa niteliği taşımamaktadır. Her hukuki uyuşmazlık kendi somut şartları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Hak kaybı yaşamamak adına sürecinizi uzman bir avukatla yürütmeniz tavsiye edilir.

Önceki Yazı

Faaliyet Alanlarımız

Karşılaştığınız hukuki problemlerde hak kaybı yaşamamanız için, mevzuattaki en güncel gelişmeleri takip ederek...

Kategoriler

Etiketler

Güncel Makaleler

  • All Posts
  • Aile Hukuku
  • Ceza Hukuku
  • Değer Kaybı ve Trafik
  • Gayrimenkul ve Kira Hukuku
  • Genel
  • İcra Hukuku
  • İş Hukuku
  • Miras Hukuku
  • Sağlık Hukuku
  • Şirketler Hukuku
  • Tazminat Hukuku

İzmir merkezli hukuk ve danışmanlık büromuz; bireysel ve kurumsal müvekkillerine şeffaflık, sır saklama ve mesleki özen ilkelerine bağlı kalarak avukatlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

+90 (544) 393 67 57

Av. Efehan Mihai Erginer

E-Posta

info@efehanerginer.av.tr

Adres

Yol Tarifi Alın

Bahriye Üçok Bulvarı Ayşe Aytop Apt. No:4/2 K:1 D:2 Karşıyaka/ İZMİR

Tüm Hakları Saklıdır. © 2023 Efehan Mihai Erginer Hukuk